Misafirlik Oturmalar
— Cemile Zeynep Eryilmaz
Mres Art: Exhibition Studies Year 2





The ‘belated modernity’ and ‘cultural-lingual dilemma’ have haunted Turkish intelligentsia since the establishment of the republic in 1923. The westernisation movement (started in 19th century) regarded West as new/modern and East as old/premodern. This transformation towards Western European culture has created an epistemological conflict agsinst the Turkish identity. Westernisation was the losing of the normative values of the culture and its ‘authenticity’. It meant being rootless.
It was a defeat. The conflicts of Turkish intellectuals cannot be explained or experienced through Western European culture, in other words, he/she cannot universalise her experiences. He/she is captured within the limits of her marginal status.

Selim, in the book Tutunamayanlar is a Turkish intellectual who is torn between East and West.
His feelings exploded in one family dinner. He feels defeated because he cannot play the games of the Turkish bourgeoise.

In my dream, I was in one of my family dinners, I felt disgusted and angry. I was tired of the ceremonies, manners, routines that I was expected to perform. It didn’t drive me to the verge of a cliff. I didn’t doubt myself, I just blamed others, especially my parents. Selim asked the questions that he could not find answers to, then he took his own life. But, I will continue to perform, pretend and act.











Durumu düzeltmeyeceğim. Konuşamıyordum. Zeytinyağlı dolma, fava, kısır, lahana dolması, Çerkez tavuğun, barbunya yenmemişti. Yemekler yağ içinde yüzüyordu. Masada annem babam ben ve tanımadığım bir kadın vardı. Ev sahibi ve kızları içerideydi. Kaşığıma Çerkez tavuğu doldurdum, sapından tuttum, başını geriye büktüm - misafirlikteki kaşıklar, çatallar, bıçaklar mucizevidir; bükülürler, esnerler.-  ve karşımdaki kadını hedefleyerek atışımı yaptım. Tutturamadım, kadının önüne düştü. Krem rengindeki parlak masa  örtüsüne yayıldı. Art arda atışlar yaptım. Misafirlikte bir cehennem oyunu sahneye koyuyordum. Böylesine rezillik görülmemişti, annem ve babam dehşetle beni izliyordu. Benden utansınlar istiyordum, aptal gibi gülümsemeyecektim. Zeytinyağlıların masaya düşerken vıcık vıcık sesler çıkarıyordu; başım dönüyordu. Tanrım, diye düşündüm ilk defa. İlk defa, Tanrım dedim; bıraksınlar beni artık…

...re-written by
Cemile Zeynep Eryilmaz





‘Durumumu düzeltmeliyim. Ne yazık, konuşamıyordum. Başım dönüyordu, yerimden kalkamıyordum. Selim Işık çökmüştü, çözülmüştü, bitmişti. Hala aptal gibi gülümsemeye çalışıyordum. Kimsenin aldırdığı yoktu. Sadece tabakların hareketi görülüyordu; çatal-kaşık gürültüleri geliyordu. Boğuk sesler işitiliyordu. Sade bir aile atmosferi içinde bir cehennem oyunu sahneye konuluyordu. Boyumdan büyük işlere kalkmıştım. Şimdi, boyumdan küçük işleri bile başaramıyordum. Böylesine rezil bir yenilgi görülmemişti. Gücümü tahminde yanılmıştım. Turgut evlendiği zaman ben de evlenecektim. Çatal-kaşık ve fasulye pilakası krşısında böyle ağır bir yenilgiye uğramayacaktım. Oysa fasulyeyi ne kadar severdim. Her şeyle aramı bozdum artık. Her şey bana düşman kesildi. Tanrım, diye düşündüm ilk defa. İlk defa, Tanrım dedim; bıraksınlar beni artık…’

...original text

Oğuz Atay’s Tutunamayanlar (1972)









BUNUEL’S DINNER PARTIES


Luis Bunuel, who consistently attacks  the bourgeoisie because of the hypocritical rituals and dependencies, has used many dinner scenes in his films; from a re-creation of Leonardo Da Vinci’s Last Supper in the beggars’ banquet in Viridiana (1961) to the dinner party scene in Phantom of Liberty (1974) where the guests sit around the table on flushing toilets and eat at bathroom-like private cubicles.

However, my favourite is the dinner scene on the stage in The Discreet Charm of the Bourgeoisie (1972) which tells of a bourgeoise group and their attempts to have a meal together that keep on getting interrupted throughout the film. In one of the dream-like sequences, the group goes to a colonel’s house for dinner. However, they realise the furniture seems to be made of plastic and the chicken that is served is also made of plastic. Then, a long red curtain reveals that they are on a stage with dinner props in front of a crowd. A man, close to the audience, repeats their lines to them. The audience boos and the dream ends.






... rewriting and video courtesy of
Cemile Zeynep Eryilmaz